Ahhhhhh... Hediye olarak bunları istiyorum bazen. Sadece bana şarkı söylemeleri için yanlış anlamayın XD
Öncelikle bilmelisiniz ki bu post "bu sene hangi gruplar geldi geçti"den ziyade "bu sene hangi akımlar moda oldu, kpop gerek müzikal gerekse sosyal açıdan hangi yöne doğru ilerledi" şeklinde olacak. Tabi ben becerebilirsem...
Dub-dub-dub-dubstep!!!...ve "Dance Break"ler
İlk olarak bahsetmek istediğim konu bence bu senenin kpop müziğine damgasını vuran dubstep.
Dubstep aslında 2000lerin ilk yarısının son ayağında İngiltere'de başlamış bir elektro müzik akımı. Temelinde bpm'inin sürekli değiştiği aksak ritmler var ve bazılarına göre müziği anlamsızlaştırmak, duygudan arındırmak gibi bir modern sanat felsefesine dayanıyor. Seveni de var nefret edip müzik mi bu diyeni de.... Ama popüleri daha da popülerleştirmek şeklinde bir mottosu olan kpop için önemli olan bu değil. Dubstep özellikle 2011'lerin sonunda dünyayı saran bir akım haline geldi ve kpop da 2012'yi bu tarzı kendi idollerinin müziğine empoze etmek için kullandı.
Örnek vermek gerekirse... Son dönemlerde çıkan şarkılardan en baskın olarak dubstep kullanan SM'in dans uniti şeklinde piyasaya sürdüğü Younique Unit'in Maxstep'i mesela. Şarkının tamamı dubstep üzerine kurulu, normalde bu tarzda akımları kendi tarzı içinde eritmeyi seçen kpop bu parçada sadece bu akım üzerine yoğunlaşmış. Aynı şekilde TVXQ'nun çıkış parçaları Catch Me ve Humanoids de Maxstep kadar olmasa da dubstepi temel alan şarkılar. Gene SM'den devam etmek gerekirse Super Junior'ın Sexy&Free and Single'ı, hatta aşırı derecede moda olan (ki ben neden olduğunu anlamıyorum albümde kalan çok daha iyi şarkılar var mesela ben Beautiful Stranger'ı tavsiye ederim) f(x)'in Electric Shock'unda da diğerlerine göre daha az olsa da dubstep melodilere rastlamak mümkün. Vay, sanırım SM bu sene bol miktarda dubstep ekipmanı alıp eskimeden kullanmaya karar vermiş~kkkkk Başka şirketlerden de örnek verelim: GD'nin solo albümünün çıkış parçalarından biri olan One of A Kind'da da dubstep var. Ama Big Bang'in Fantastic Baby'si daha çok elektro ve upbeate yükleniyor bence o yüzden bazıları var dese de ben onu bu listeye almayacağım. 2ne1'nın singleı I Love You ise azıcık ucundan dokunuyor dubstep işine ama o da urban elektroya yakın benim fikrimce (Bu arada küçük bir itirafçık: Bu şarkıyı önceden hiç sevmezdim ama bu aralar dinlemeden duramıyorum... Herhalde çıktığı anda içinde bulunduğum ruh haline pek uygun değildi o yüzden tarafımdan bir kenara atıldı XD ).
Peki kpop neden bu kadar çok dubstep kullandı? İlk sebebi başta söyledik zaten, modaydı (şükürler olsun ki yavaş yavaş sönüyor, çünkü deneysel müziği ilgi çekici bulan bir insan olsam da dubstep bazen gerçek bir başağrısı olabiliyor özellikle remixleri tam bir rezalet). İkinci sebebe gelince: Dubstep dancebreaklerde kullanmak için ciddi anlamda kuul bir şey XD Aslında bu 2011'den bir örnek ama ilk defa rastladığım yer olduğu için bahsetmezsem olmaz: HyunA'nın Bubble Pop'ındaki dancebreakte (MVde 2:22 gibi başlıyor) dubstep kullanılmıştı. Bu sene ise ilk örneğini baştan parlayıp sonra birazcık geri plana düşen rookie NU'EST'in debut parçası Face'in koreografisindeki dancebreakte gördük sonradan neredeyse bütün çaylaklar da ( mesela Busker Busker hariç~kkkkk ) aynı tekniği kullandı sayılır zaten.
Son olarak: Dancebreakler performanslarda ya da MVlerde izlemesi güzel şeyler açıkçası pekala havalı görünüyor, ama şarkıyı tek başına dinlediğinizde fena halde sıkıcı olabiliyor, mesela B.A.P'nin No Mercy'sindeki gibi.
Romantizm Rüzgarları... Akustik Gitarlar ve Indie
Bir yandan dubsteple bizi coşturmaya çalışan kpop bir yandan da akustik enstrümanlara ufak bir dalış yapıp kalbimize de dokunmayı ihmal etmedi 2012 senesi boyunca.
İlk olarak Big Bang'in Blue'su (hala senenin en muhteşem şarkılarından biri olduğunu düşünüyorum) ile başlayan bu "Hadi kpop indieleşelim" akımı başta Big Bang olmak üzere birçok grubu etkisi altına aldı (ya da Big Bang başka grupları etkisi altına aldı mı demeliydim? XD Tamam tamam, favori gruba pay çıkarmak yok, sonra söylediğim ne kadar doğru olursa olsun herkes yanlış anlıyor... ) ve bence bu seneyi daha bir dinlenir kıldı. Kpoptan gidersek gene Big Bang ve BEAST'in en güzel örneklerini verdiğini söyleyebiliriz pekala. B2ST'in mini albümü Midnight Sun bu senenin en güzel kpop albümlerinden biri olmasının yanısıra başta Midnight şarkısı olmak üzere akustik melodileri çok iyi bir biçimde kullanarak bize dinleyecek harika şarkılar vermiş oldu. Aynı etki Yoseob'un solosu First Collage'de de devam etti. First Collage demişken...
Sololar... Herkese Sololar!!
Bu seneye damgasını vuran olaylardan biri de buydu bence... Bir solo furyası aldı başını gitti! Gruplardan solo olarak çıkış yapan elemanlar mı istersiniz (son olarak Infinite'in Kim Sunggyu'su ve yukarıda da söylediğimiz gibi BEAST'in Yang Yoseob'u) yoksa direkt Lee Hi gibi solo olarak çıkış yapan soloistler mi? Normalde grup temelli olan ve soloistlere pek şans vermeyen kpop bu sene önceki senelerle karşılaştırıldığında hiç olmadığı kadar çok soloiste kucak açtı. Gerçi kpop bu sene herkese kucak açmış olabilir, ki bu da bizi şuna götürüyor:
Kaç Debut Oldu Bu Sene Yahu?!
Siz deyin sekseeeen ben diyeyim yüz sekseeeen... Son sayı sadece kafiye uğruna kafadan sıyrılmış olsa da gerçek olan birşey var: Bu sene 100ün üzerinde grup/soloist/artist/müzisyen vs. kpop sahnesine adım attı. Temmuz ayındayken gördüğüm bir listede tamı tamına 84 (yazıyla seksen dört) isim vardı ondan sonra bu tarzda listelere bakmaya korkar oldum (Bu arada Temmuz ayı neredeyse senenin ortası olduğuna ve kpop da o zamandan beri hızına hız kattığına göre 180 hiç de sallama bir sayı olmayabilir). Sanırım Kore'nin bir yarısı ünlü diğer yarısı da onların fanı. Yurt dışına açılmaya çalışmalarına şaşmamalı, herkes ünlü olduğu için adamlar fan sıkıntısı çekiyor!! Bir de yurtdışına açılmak için yaptıkları küçük hileler var tabi:
Sexy Sexy Sexy....
Sevgili Super Junior'ın şarkısından alıntı yapmamın sebebi bu seneki kpop koreografilerine değinmek. Kpop bu sene pek bir olgunlaştı pek bir büyüdü azizim... Nerede o eski agyeo çocukları, nerede şimdiki "I'm haaawwwt" insanları? :P Tabi ki agyeo hala devam ediyor, bu kpopun asla paçayı sıyıramayacağı birşey ama bu sene biraz daha geri plana atıldığını da söylemek lazım, en azından koreografilerde. Özellikle rookieler yılların kpop formülü olan "önce agyeo sonra nappun namja/sekshi yoja imajı" kuralının üzerinde tepindi ve debutları esnasında direkt ikinci aşamaya atladı. Comeback yapan eski grupların en agyeo doluları bile (mesela karşılaştırınız: Secret-Shy Boy ve Secret-Poison) gayet dişil ya da erkeksi imajlar ve koreografilerle dönüş yaptı. Ki ben bunu yurtdışına açılma çabasının ayaklarından biri olarak görüyorum. Agyeo Uzakdoğu kültürünün vazgeçilmez bir parçası olabilir, ama kpopun fethetmeyi planladığı dünyada, özellikle Amerika'da kolayca kabul edilecek, daha da önemlisi sevilecek bir şey değil. Oysa Amerikan halkı çıplak bir Britney Spears göreli çok oldu. Kpopun ülkesinde yuhalanmamak için o kadar açılacağını hiç zannetmiyorum ama gene de gerek dış görünüş gerekse sosyal bakış açısı bakımından bu sene kalınca çizilmiş sınırlarının birazcık daha dışına çıktığı da bir gerçek. Öyle ki düğün haberleri bile almaya başladık:
2012: Kpop İçin Aşk Mevsimi...Ya Da Skandal mı Demeliydim?
Ahhh aşk... Hayatı hem yaşamaya hem de ölmeye değer kılan sıradışı olgu... İçinde insan oğluğunun nefes aldığı sürece hissedebileceği bütün duyguları içinde barındıran tek duygu... Ama bizi ilgilendiren işin Shakespeareyen yanı değil millet, burada kpoptan bahsediyoruz sonuçta! KPOP HURRA KPOP HURRA!!!
Her neyse, benim kpop "aşkımı" bir kenara bırakalım ve esas konuya gelelim: Bildiğiniz üzere bütün gün aşk şarkıları söyleyip yanık yanık kameralara göz süzen kpop idollerinin bir ilişki içinde olması pek hoş karşılanmıyor kpop fandomları tarafından. Aslında bu açıdan bakıldığında bu ironik bir durum: Çocuklar bütün gün aşk şarkıları söylüyorlar, eh gayet hoş varlıklar da... Üstelik eğer onların mutluluğunu isteyen fanlarsanız "oppa/unnielerinizin" düğününe çelenk göndermeniz gerekmez mi? Hayır, gerekmez. Çünkü kpop pazarı idolleri "oppa/unnie/dongsaeng sadece size ait" mantığıyla gümüş bir tepside sunuyor fanlara. Onları hoşlandıkları bu mükemmelimsi varlıkla ilgili hayaller kurmaya itiyor, sanki fanlar ona sahip olabilirmiş gibi (hem 45 kiloluk idolleri fanlar arasında pay etseniz kişi başı ne kadar düşer ki? 1 mikrogram falan mı? Ahh mühendislik fakültesinde okumayacak daha da önemlisi bölümlerindeki kız mevcudu ile erkek mevcudunu karşılaştırıp erkek başına kaç kilo kız düştüğünü hesaplamaya zaman harcayacak kadar ahgdhjsghjsgh olan inşaat mühendisliği bölümünden arkadaş edinmeyecektim). Bu da idollerin ilişkilerini gizli tutmaya çalışmasına, hatta şirketlerinden anlaşmalarında bile yer alan bir "çıkma yasağı" almalarına neden oluyor.
Oysa bu sene idoller ilişkilerini ortaya dökmeye pek bir meraklı oldu: IU yanlışlıkla (!) Eunhyuk onu hasta ziyaretine gitmiş ve üzerine dökülen
Zaten piyasa da Romantic&Idol gibi programlarla (bu arada izlemeyin, çok tutmuş olmasına rağmen aşırı yapmacık; tıpkı MTVnin o ünlü süper kötü oyuncululu bol mini etekli serileri gibi ) fanlara idollerinin yanında bir kız ya da erkek görmelerinin tamamen normal, o zavallıcıkların da insan olduğu görüşünü empoze etmeye başladı. İdoller bu sene programlarda ilişkiler hakkında daha rahat konuşmaya başladılar, "Hiç kimseyle çıkmadım, ben masum küçük bir çocuğum hala" tiradlarının yerini geçmişteki aşkların anlatıldığı mini hikayeler aldı, "Benim kız arkadaşlarım fanlarım"ın yerini de "Ben aşık olmak istiyorum" ve türevi cümleler (Infiinite'in Wooyoung'u hala ısrarla ilk cümleyi kullanıyor ama~yıh yıh ). Tabi ki bu da bir pazarlama taktiği ama bence gene de harika bir şey, çünkü benim için olay şöyle: İdoller bu tarz şeyler yaşarlarsa hissetmeye başlarlar. Bu da şarkı sözü yazıp beste yapanlardan daha iyi şarkılar (bknz. GD hep başımda kavak yelleri modunda olsun isteyen Nymphe), vokallerden daha iyi performanslar (bknz. Taeyang'a kendi elleriyle kız bulmayı düşünen Nymphe) duymak demektir. Win-win durumu yani~kkkkkk İki insanın bir arada olup birbirini mutlu etmesinin nasıl bir skandal olduğunu anlayamıyorum ben zaten.
Benim zavallı YoungBae'm... Yıllar önce "I need a girl" dedin ama hala yalnızsın. Çok üzülüyorum çoook... Ama merak etme Nym sana birini bulacak, çünkü ne kadar harika olursa olsun artık vokal tarzını biraz değiştirmen gerektiğini ayyy yani mutlu olman gerektiğini düşünüyor. Biliyorsun seni severim, Tae beybi... Muuccck!!
___________________________________________________
Pekala... Bu sene benim gözümde kpop kısaca böyle birşeydi işte. Kpop ile 2012de harika zaman geçirdim, güldüm, eğlendim ve bazıları tarafından basit bir tarz olarak görülse de kpop sayesinde çok sevdiğim, erken gençliğimden beri onsuz yaşayamadığım müziği daha iyi anladığımı hissettim. Neredeyse 4 seneden fazladır kpop dinliyorum ama bu yıllardan hiç biri bu seneki kadar güzel geçmemişti. Ki bunda blogumun ve okuyucularımın; bu sene tanıştığım ve önceden tanıyor olsam da bu sene kpop sayesinde daha da yakınlaştığım insanların da büyük katkısı var. Her şey için teşekkürler... Ahhhh, duygusallaştım... Yazıyı bitirdikten sonra kendime bir Nell ziyafeti çekmeyi düşünüyordum ama şimdi onun hüznünü kaldıramayacağım sanırım. T.T
not: Son olarak... Bu sene en sevdiğim kpop albümlerini falan da yazıp anlatacaktım ama yazı zaten birazcık uzun olduğundan onun için başka bir post hazırlamayı düşünüyorum. Ama yapmak istediğim birkaç tanıtım olduğundan belki de hazırlamam, bilmiyorum. O yüzden buraya not düşünüyorum ki isteyen varsa (sen değil guzzi :P ) aşağıya yorum yazıp belirtsin. Ona göre ne yapacağıma karar vereceğim ^.^ Şimdiden fikrinizi belirttiğiniz için teşekkürler!
















.jpg)



























