Kim Sunggyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kim Sunggyu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2014 Perşembe

(Her Açıdan) Comeback?

 En azından öyle umalım öyle olsun.

 Vay be... Buralarda bir şeyler zırvalamayalı iki aydan fazla olmuş. Bazı teknik aksaklıklar, olmasa da olurlu sıradan hayatın yoğunluğu yanında daima cebimde taşıdığım kronik isteksizliğin zavallı bloguma yaptıkları... Gene de her tilki gibi ben de dönüp dolaşıp gizlice kürkçü dükkanımın kapısından sızdığımdan hala buralardayım işte. Ve sanki birilerinin buna ihtiyacı varmış gibi ağırlıklı olarak kpop üzerine yorumlar yapmaya devam etme çabasındayım.

 Paçalarımdan akan gereksizliği (bir de sabah sabah büründüğüm şu salak kendine acıma halini) bir sıyırayım da yazıma devam edeyim en iyisi.

 Başlıktan da anlaşılacağı üzere bu bir comeback yazısı... Son iki aya dair. Uzun zamandır yazmamanın güzel yani; her şeyi tek bir başlık altında toplayıp aradan çıkarabilmeniz açıkçası (Tembelim, evet). Başlayalım mı?

EXO - Overdose

 Başınızda dönüp duran tuhaf olayların etkisi bana kadar ulaştı mı bilmiyorum sevgili EXO ama yazı yazmayı sizin albümün çıkış zamanı civarı bırakmış olmam evrenin tuhaf işleri üzerine düşünüp kafayı yemeye yatkın beynimi kurcalamıyor değil, önce bunu söyleyeyim :P

 Overdose albümüyle ilgili söylemek istediğim ilk şey şu: Çocuklara daha bol pantolonlar ve kocaman yazılı tshirtler giydirerek albümleri R&B ve hiphop esintili yaptık şeklinde sınıflandıramazsın SM, bunda anlaşalım. Overdose gayet de -senin çoğu işin gibi- bir elektro-performans temelli bir dance-pop albümü. Kötü bir şey değil bu, ki zaten biz seni böyle seviyoruz o yüzden barışık ol kendinle tatlım.

 Bunu açıklığa kavuşturduğumuza göre... Grubun ikinci albümü olan Overdose genel olarak fena bir albüm değil. Çıkış parçası Overdose tam bir SM çıkış şarkısı: Kalabalık, rahatsız edici elektro sesler enteresanlık olsun diye oraya buraya serpiştirilmiş enstrümanlarla dolu, performans odaklı ama tuhaf bir şekilde bütün eksilerine rağmen bağımlılık yapıcı. Growl fena halde tutunca tipik bir SM taktiği olarak besteciler aynı olmamasına rağmen onun ilerleyiş formülüne de sadık kalınmış (En belirgin örnek olarak bknz: Rap solosunun bağlanışı). Gene de Overdose'u Growl.02 olarak adlandırmak çok da mantıklı değil, bu olsa olsa şirketin güvenli sularda yüzme çabası olur. 

 İkinci track Moonlight elektro gitarı, ortadan biraz daha düşük temposu ve kulağa ciddi anlamda hoş gelen "geu saramhaneun staph staph staph yeah~" kısımlarıyla beğenilebilecek bir şarkı olsa da bir şekilde benim gözümde boşluk doldurucu olma görevinden kurtulamamış bir şarkı. Bir şeyler fazlasıyla... Beklendik. 

 Bundan sonraki Thunder, Love Love Love ile beraber albümdeki favorilerimden. Hala elektro ama çıkış şarkısının gürültüsünden daha uzak ki bu onu daha yumuşak, daha her-zaman-dinlenebilir yapıyor. Seksi bir his var, eh bende de böyle şarkılar için bir şeyler var. Ve K versiyonunda D.O.'nun girişi -twitterdaki gibi yapış yapış olacağım ama söylemek zorundayım- kalp ben.

 Run benim ancak çok ama çok sevdiğim bir grup sahnede zıplayarak söylerse gök kuşağı kusarak dinleyeceğim şarkılar kategorisinde, o yüzden benim için pek bir şey ifade etmiyor açıkçası. Bu yüzden albümdeki elektrodan en uzak ve en enerjik şarkı demekten başka söyleyebileceğim bir şey de yok hakkında.

 Kapanış parçası olan Love Love Love benim kıymetini sonradan anladığım Overdose şarkısı. Dinlemesi kolay bir şarkı değil açıkçası; bir dengesizliği var ve arka planda ablibler, elektro rifler, davul vuruşları derken çok fazla iş dönüyor. Ama altına konmuş o hem modern hem egzotik bir hava taşıyan melodi yok mu? Bir de üstüne (özellikle K versiyonunda) rap-lineın alçaktan ilerleyip vokallerin yüksekten uçması eklenmiyor mu? Hoş.

 Özellikle K versiyon demişken... Overdose albümünün bende yarattığı bir değişiklik de M tarafının K'ya oranla daha iyi bir grup dinamiğine sahip olduğunu düşünmeye başlamam oldu. Açıkçası Chen dışında (Lay'i kişisel olarak pek sempatik bulmama rağmen) M kısmında dikkate alınması gereken biri olduğunu düşünmedim şimdiye kadar. Hele K tarafında ses rengiyle aşk yaşadığım Kyungsoo, an itibariyle SM'in grubunun rapperı olarak adlandırdıkları arasında en iyisi olduğunu düşündüğüm Chanyeol ve ben sesini çok sevmesem de vokal olarak varlığını inkar etmenin mantıksız olacağı Baekhyun varken. Ama K'da şarkıları götüren bu üçü açıkçası: Suho eskiye oranla daha baskın olsa da bundan ileri gidebilirmiş hissi bırakmıyor bende, Kai'nin sesini beğeniyorum ve duymayı seviyorum ben ama çocukta kulak yok, Sehun ise biraz ağır olacak ama bizzat kendisi yok. Oysa M grup olarak daha büyük bir balansa sahipmiş gibi geliyor kulağa; Chen hariç hepsi yakın aralıklarda dolanıyor gibi ki Chen'de şarkılarda kendini öne sürmek yerine şarkıyı düşürmeden grubunun seviyesine çekmeye çalışıyor sanki.

 Uzun lafın kısası: Overdose genel hatlarıyla fena bir albüm değil. Growl'dan sonra (arada Miracles in December albümü var biliyorum ama onu bir tür ara sıcak gibiydi, değil mi?) aşağıda kalıyor, evet ama üstüne çıkmalarını zaten beklemiyordum bu sebeple... Fena bir albüm değil.

IU - Flower Bookmark

 Geçen seneki Modern Times'dan sonra "IU ne eylese güzel eyler" tadına gelmiş bir insan oldum galiba çünkü birazcık geç çıkmış olsa da Flower Bookmark'ı da bu baharın kpop albümü ilan edesim var.

 Dürüst olmak gerekirse IU'nun sesinin hiç de özel olduğunu düşünmüyorum, asla düşünmedim. Ama Marshmellow'dan bu yana öyle uzun zaman geçti ki aralarda bir yerde IU meselenin 4 nota yükselebilmek olmadığını anladı, duygularını belirtmek için sadece bağırmanın yeterli olmadığını fark etti ve berraklığı dışında pek de bir özelliği olmayan sesini nasıl kullanacağını çözdü.

 Flower Bookmark yumuşak, dinlemesi kolay bir albüm ama bu onu dinle-geç kategorisine koymuyor. Aksine zaman zaman araba camına başınızı dayayıp dışarıyı seyrederken aklınıza mesela When Love Passes'ın geleceği ve dinlesem mi acaba diye düşüneceğiniz bir albüm. Ya da birazcık My Old Story mırıldanasınız gelebilir arada, hayatta olan şeyler bunlar. Genel olarak albümde olan nostaljik havanın en baskın olduğu şarkılardan biri Flower sizin içindir belki. Eski bir rocker olan Kim Chang düeti Meaning of You da IU'nun düet yapmak için daima doğru insanları seçtiğinin bir kanıtı olarak duruyor albümün bir köşesinde.

 Diyeceğim şu ki, Flower Bookmark uzunca bir süre yanınızda dolaştırabileceğiniz tarzda iyi bir albüm. Dinleyin.

INFINITE - Season 2

 INFINITE'in ikinci full albümü Season 2 ile ilgili kurulması gereken ilk cümle şudur herhalde: Kesinlikle bir INFINITE albümü. Albüm hakkındaki her şey INFINITE, fazlasıyla INFINTE; hiçbir şey eksik değil, hiçbir şey tamamen "size yeni yanımızı göstereceğiz" şeklinde de değil. Bu sebeple grubu seven birini az biraz mutlu etmesi lazım. Ama bu işin kötü bir yanı da var: Önceden grubu sevmeyen birisi bu albümü de kolay kolay beğenmeyecektir.

 Kısaca şarkılardan bahsetmek gerekirse:

 Açılış parçası Season 2 çıkış parçası olan Last Romeo'nun girişiyle neredeyse aynı, aradaki elektronik dalgalanmayı saymazsak. Bir intro için uygun. Last Romeo bir Sweetune şarkısı ama zaten güçlü orkestral vurgulara rağmen bunu dans şarkısına çeviren elektro melodiler, hafif eskiye ait havası ve tabi ki karşılıksız aşka dair insana "ne çektin be İnpiniteu?" dedirten sözleri bunu anlamamıza yetmişti, değil mi? Sweetune-INFINITE beraberliğini seven biri olarak (çünkü o kadar çok beraber çalıştılar ki artık iki taraf da birbirini anlıyor) Last Romeo'yu sevmemem de saçma olurdu, bu yüzden kendimde daha fazla çakışmamak için bu şarkıyı da seviyorum :P 

 Follow Me albümdeki favorilerimden. Öncelikle her üyenin sesinin tek tek kıymetini fark edebildiğiniz bir şarkı. Bir pop şarkısı olmak için biraz güçlü, duygu -özellikle Woohyun'un vokali sayesinde- orada olsa da ballad olmak için hızlı gene de bir şekilde güzel, INFINITE'e yakışıyor.

 Rocinante tracklisti ilk gördüğümde ismi sebebiyle beni en çok heyecanlandıran şarkı olmuştu aslında. Yani Don Quixote'un atının ismi, bir kpop şarkısı ismi olarak? Kullanıla kullanıla suyu çıkarıldığından artık ilginç yerine tiksindirici gelmeye başlamış -ve zaten sevmediğim- Romeo'dan sonra daha alışılmadık bir edebiyat göndermesi? Bu gözlerim parlayarak şarkıyı beklemem için yeterliydi tabi. Şimdi fark ettim de bu kadar geçmiş zaman kullanınca sanki şarkıyı beğenmemişim gibi bir açıklama yapacakmışım da yolu oluşturuyormuşum hissi ortaya çıkmaya başlamış ama hayır: En azından sözler açısından Rocinante sevilesi. Aslında zayıf bir beygir olmasına rağmen kendisinden çok şey beklenen Rocinante'ye karşı normal insanların taşıyacağı inançsızlığa dair göndermeler şarkıda da var, rüzgarın götürdüğü yere gitmedeki, her engeli aşabileceğine dair sönmez inançtaki Don Quixotevarilik de... 

 Breathe diğer şarkılara göre biraz daha karanlık. Bir şekilde takılıyor bence ama bir süre sonra kafaya da takılıyor. Ya da ben ezberleyene kadar dinlemek için fena kastım, bilmiyorum :D

 Light albümün Sunggyu solosu, yani smooth rocker Sunggyu'nun geri dönüşü. Bu soloya gelmişken albümün en güzel yanlarından birinden de bahsedeyim: Albümde herkesin kendi tarzını yansıtabileceği bir şarkı var: Ana vokaller Sunggyu ve Woohyun için sololar, grubun hiphop duosu INFINITE H için başka bir şarkı daha, geriye kalan ve çıkış yapacakları söylentileri hala ortalıkta dolanan INFINITE F'e de bir tane. Woollim INFINITE'e karşı takındığı bu tavır beni çok mutlu ediyor, çünkü üyelerin kendi başlarına kendi istedikleri tarzda da parlamasına izin veriyor böylece dinleyiciler olarak onların grup şarkılarında göremediğimiz yüzlerini görme fırsatı buluyoruz. Light mı? Sunggyu benim en sevdiğim kpop vokallerinden birisi buna bağlı olarak solosunu da sevdim tabi.

 Alone biraz önce yukarıda bahsettiğim INFINITE H şarkısı ve benim albümdeki bir başka favorim. Prodüksiyon Rphabet'e sözler ise Hoya ve Dongwoo'ya ait. Albümün diğer sololar da dahil olmak üzere en INFINITE dışı şarkısı aslında bu, pekala iyi bir k-hiphop albümünün sidetracki olarak rastlayabilir ve yadırgamazsınız. Raplerini beğenmekle beraber çok aşık olmasam da sahnede varoluşlarını pek sevdiğim Hoya-Dongwoo ikilisi gittikçe gelişiyor ve gelişiyor kısacası. 

 Memories... Benim için orada bir yerlerde olan bir şarkı, arada dinlerim ama asla bağlanacağımı zannetmiyorum. Gene de gitar çalan bir Myungsoo eşliğinde akustik versiyonunu yapsalar (In The Summer, millet?) pek hoşuma gideceği şeklinde bir his var içimde. A Person Like Me ise albümün ballad kategorisi için var. Vokallerin öne çıktığı bir şarkı bu sebeple Sunggyu ve Woohyun beraberce hakim oluyorlar işe. Gene benim için değil ama arada dinlerim. Bazen benim de acı çekesim geliyor :P

 Reflex bir şekilde tam Orange Caramel tarzı bir dans yapılacak şarkı bu sebeple Sungyeol, Sungjong ve L'den oluşan INFINITE F'e bu şarkının verilmeyip albümün en zayıf halkası olan Going Crazy'nin dayatılmasını yanlış buldum. En azından eski günlerin hatırına bir denerlerdi asfdafgsfdahgfsh Bu iki şarkı albümde en az sevdiklerim.

 Close Your Eyes Woohyun solosu bir ballad. Açıkçası ben bu tarzda klasik piyano, keman temelli, tam nakarata bağlayacakken melodiyi yükselten, araya bir enstrümanı yüksekten girip şarkıyı daha da dramatikleştiren  pop balladlarını genel olarak sevmiyorum, birkaç istisna hariç sıkıcı buluyorum. Ama Woohyun iyi bir vokal bu sebeple bu tarzda şarkıları sevenler için hoş bir alternatif olacaktır. Gene de not my style.

 Son track olan Shower albümün bir başka güzel işi. Kpopun genelde yaptığı gibi metafor yapacağım derken işleri batırmayan güzel sözler, grubun genel tarzıyla uyumlu güçlü bir melodi, üstelik hepsinin (rapperların vokali de dahil) sesini takdir etme imkanı sunan bir şarkı. Canlı performansı da INFINITE'in sahnede çok iyi olduğunun bir göstergesi (bknz: Mucore) bu sebeple kendisi albümdeki ilk üçümden biri.

 INFINITE'in son albümü genel olarak değerlendirildiğinde risk almayan, eskiye bağlı kalan bir albüm. Yenilikleri yok değil ama bunlar ancak zaten grubu takip edenler, geçmişlerini bilenler tarafından fark edilecektir. Bu bir eksi aslında. Gene de onun dışında özellikle fan olanları hayal kırıklığına da uğratmayan bir albüm, çünkü 4 yılın ardından grubun hem oturmuş bir sounda hem de üyelerin kendi kişiliklerini/müzikal eğilimlerini yansıtabilecek kabiliyete sahip olduğunu fark ediyorsunuz. Biraz yakından bakmak lazım tabi :D

15& - Sugar

 JYP'nin bu kızları harcamayacağını düşünen var mıydı? Eh, ben o ileri görüşlü muhteşem varlıkların arasında değildim açıkçası. Tamam, kendileri inanılmaz derecede ünlü olmamış olabilir, belki de asla olmayacaklardır. Ama funk, caz ve R&B soslu pop albümleri Sugar benim gözümde JYP'ye istediği şarkının istediği kısmında ismini fısıldama hakkı veriyor, kesinlikle kızmayacağım. 

 Bir elektro-popsever olarak söylüyorum, kpopun böyle şeylere daha fazla ihtiyacı var. Albüm dinlemesi kolay ama boş değil, şarkılar genel olarak (tabi balladımsılar bunun dışında) hem kalk dans et hem de otur beni dinle diyor. Bu sebeple çareyi yerinizde saçma salak sallanmakta buluyorsunuz. Kızların vokalleri ise zaten malum, iyiler.

 Star, Sugar, Shy Ma Boy, Not Today Not Tomorrow bir de belki Silly Boy dinlemenizi tavsiye edeceğim şarkılar. Somebody zaten eski şarkıları.

 JYP'de hala iş bitmemiş, kim ne derse desin :D

VIXX -Eternity

 VIXX benim hep mercek altına almak istediğim ama bir de onları yutmak için işkembeye dönmüş midemde bir türlü yer bulamadığım kpop grubu açıkçası. Biliyorum, hissedebiliyorum haklarında iyi bir şeyler var, gene de bu Only U dinleyip ne güzel şarkı be diye dolanmanın ötesine geçmeme pek katkıda bulunmuyor. Bir de üyelerden Hyuk'un sesinin azıcık ucundan Onew'ya benziyor olması beni gruba çekmiyor değil ama... Bakalım.

 Albüme dönersek: Aslında biri çıkış parçası olmak üzere 4 şarkıdan oluşan bir single Eternity. Çıkış parçası albümle aynı ismi taşıyor. Özel bir yanı var diyemem ama bu güzel olmasına engel değil. Aslında yukarıda şarkıları hakkında konuştuğumuz diğer iki kpop erkek grubununkine (evet, EXO ve INFINITE) oranla dinlemesi çok daha rahat bir çıkış parçası ve albümdeki en iyi şarkı. Sad Ending ve Love Lalala da fena değil ama öne çıkan bir yanı da yok.

 VIXX vokal bazında da iyi bir grup bu arada. En kısa zamanda değerlerini bilmeye başlamak lazım.

____________________________________________________________

 Sıkılmadınız mı? Ben sıkıldım da... XD

 Bunlar bıraktığım andan itibaren dikkatimi çeken kpop Mayıs comebackleriydi. Aslında o arada bir Phantom albümü, onun öncesinde de Standing Egg comebacki gördük ama dedim ya kpop... Yarın da Haziran ve şimdiye kadarki Temmuz hakkında zırvalamayı planlıyorum, bakalım becerebilecek miyim?

 Böhüüüüü, blogumu özlemişim ama~

22 Kasım 2012 Perşembe

Kim Sunggyu'nun Başka Bir Yanı: "Another Me"


 Bu ayın 19unda kpop perisi Infinite-Paradise albümündeki Sunggyu solosu "Because"u her dinlediğimde neden daha fazlası yok diye gözlerimin nemlenmesine dayanamayıp zavallı beni mutlu edecek bir hokus pokus yaptı: Sunggyu'nun ilk solo albümü "Another Me"yi çıkarmasını sağladı XD

 Öncelikle albümün isminden bahsedelim: "Another Me" (Başka Bir Ben) kulağa biraz romantik hatta klişe gibi gelse de bu albümle tamı tamına örtüşen bir isim. Çünkü bir idol olan ve buna bağlı olarak pop müzik yolunda yürüyen Sunggyu'nun başka bir yanını sunuyor bize: Rock müzikle olan bağlantısını. Inspritler (Infinite fanlarının ismi) bilir; Kim Sunggyu Woolim'le anlaşma imzalayıp idol olmaya karar vermeden önce yani predebut döneminde bir rock grubundaydı. Hatta rock müzik yolunda ilerleyebilmek için ailesine karşı gelerek Seul'e taşınmıştı lisedeyken. İşte Another Me bizi bu Sunggyu ile tanıştırıyor; indie-soft-rock ritmerine aşık, onların peşine takılıp her yere gidebilecek bir çocukla...

 6 track içeren albüm, Another Me isimli intro ile açılıyor. Piyano ile giriş yapan daha sonra da Sunggyu'nun sesi ve bazı enstrümanlarla zenginleşen Another Me aslında promosyon için seçilen parça 60 Seconds'ın arka plan müziğinden başka bir şey değil. Gene de albüm için çok iyi bir giriş; çünkü enstrümantal birleşimi gayet hoş bir etki bırakıyor kulakta ve en önemlisi Infinite'ten ziyade Sunggyu bu parça. 

 Aynı zamanda promosyon şarkısı olarak da seçilen 60 Seconds güçlü bir gitar rifine hafif melodilerin karıştırılmasıyla elde edilmiş bir alternatif rock parçası. Şarkı akustik bir tarzla güçlü bir rock eseri olmak arasında gidip geliyor, ama bu durum bir kaosa neden olmaktansa müzikal bir zenginlik sağlıyor. Sunggyu'nun duygu dolu sesi de müzikteki bu hareketliliği takip ederek parçayla çok iyi bir uyum yakalıyor. Bitmiş bir aşka olan özlem ve bunun yarattığı acı üzerine kurulu olan sözleri anlamanıza bile gerek yok, Sunggyu'nun vokali bunu size size hissettiriyor (gene de sözlere bakmak isteyenleri buraya alalım XD ). Infinite'in çoğu şarkısında parmağı olan Sweetune'na ait olan bu parçanın (aslında hiç onun tarzı değil bu arada) canlı performansını izlemek için sabırsızlanıyorum.

 3. track olan I Need You sözleriyle beni ele geçirmiş bir şarkı. 60 Seconds'la karşılaştırıldığında daha hafif olan I Need You bir alternatif rock balladı olarak adlandırılabilir sanırım. Gerek müziği gerekse sözleri olsun bana fena halde Nell'i hatırlatıyor ayrıca. Temelinde hafif bir elektro ritm var, son kısmındaki sözlerin yerleşimini ilk dinlediğimde aklıma gelen şey "Walking Trough The Memories"in son kısmı oldu... vs. Ki bu kötü bir şey değil, hem bir Nell hayranı hem de Sunggyu'nun sesini dinlemekten büyük zevk alan biri olarak Nell tarzıyla bu kadar uyum içinde olabilmesi beni memnun etti (dip not: Sunggyu da Nell hayranıdır :D )

 Bundan sonraki şarkı olan Only Tears Infiinitize albümünde yer alan bir Infinite şarkısı, aynı zamanda Sunggyu bu yazki konserleri esnasında solo olarak da söylemişti. Benim Infinitize albümünden favori şarkımdı, konser görüntülerinde Sunggyu versiyonunu duyduğumda da çok beğenmiştim, o yüzden albümde bir stüdyo kaydının bulunmasına gerçekten sevindim. Akustik version olduğundan sadece piyano ve Sunggyu'nun güzel sesinden oluşan parça zaten her parçası geçmişte kalmış aşklara duyulan özlem üzerine olan albümün en yavaş şarkısı. Akustik versiyon olduğu için Sunggyu yanınızda söylüyormuş gibi bir his uyandırıyor ayrıca, ki gayet hoş bir his bu.

 5. track olan Shine, albüm çıkmadan önce tanıtım amacıyla yayınlanan bir şarkı. Nell'in solisti Kim Jong Wan'ın elinden çıkma parça, bir elektro bass vuruşunu temel almasına rağmen bazı tekno ritmler, daha geri planda kalıp sadece ritme katkıda bulunmayı tercih eden davul vuruşu, nakaratta ortaya çıkıp rock havasını zirveye taşıyan elektro gitarı da bir araya getirip birkaç müzik tarzını birleştirmiş oluyor. Müzik basitleştiğinde Sunggyu'nun sesinin ön plana çıkması, müzik yükseldiğinde ise Sunggyu'nun sesinin biraz daha geri planda kalması şarkıya aslında yakalanması zor olan bir denge getiriyor. Bu geçişler arasında kullanılan köprüler biraz oyunbaz bir hava sergiliyor. Gene de parçada hafif bir aksama var sanki tam olarak neresinde olduğunu çözemediğim... Belki de Sunggyu idolü Kim Jong Hwan ile çalışırken heyecanlanmıştır :D Gene de bu zaten neresinde olduğunu bile bilemediğim ufacık aksama parçanın kalitesini düşürmüyor, Shine gerçekten dinlemeye değer bir şarkı.

 Albümün kapanış parçası olan 41 Days, I Need You ile beraber benim favori şarkım. Gene Nell'in bir üyesi olan Lee Jung Hoon'un elinden çıkma olan şarkı, albümdeki en deneysel parça. Aynı Shine gibi bir elektro-tekno havası var ama 41 Days'de bu tat daha güçlü, Shine'da olan rock ritmleri ise hissedilmeyecek kadar az. Başlangıcı biraz eski eskilerin elektro müziğine selam niteliğinde olan parça, tekno ritmindeki o yankı etkisiyle neredeyse büyüleyici bir şeye dönüşüyor. Sunggyu'nun duygusal ama güçlü vokali de bu yankı etkisine uyarak sürüklenip gidiyor sanki. İmgelemlerle süslü olan ve kpop şarkılarının aşka bakışıyla kesinlikle alakası olmayan sözlerinin ise Nell'in elinden çıkma olduğu belli. 41 Days kesinlikle benim dinlemek istediğim Sunggyu.

 "Another Me" gerek sözleri gerekse müziği olsun, kpop piyasasının bize sunduğu hiç de kpop olmayan bir albüm. Bütün şarkılar gayet iyi bir biçimde kompoze edilmiş, sözler kpop albümlerinin %83ünde rastlayamayacağınız kadar derin, bir tane bile yer doldurmak için konmuş bir şarkı yok. Tabi ki bütün albümlerde dans stüdyolarında dökülen ter, kayıt stüdyolarında geçirilen uykusuz saatler ve bu yoğun temponun yarattığı bir emek var; ama Sunggyu'nun Another Me'sinde bütün bunlara ek olarak ruh da var. Kpop piyasası çıkışlı albümlerin çoğu ne kadar iyi olurlarsa olsunlar ya da ben ne kadar seversem seveyim hep bu konudan muzdariptirler benim gözümde: İdoller onlar için yaratılan imajın içine hapsoldukları için kendi istedikleri müziği değil, onlardan yapmaları bekleneni yaparlar çoğu zaman. Bu da şarkılar ne kadar iyi olursa olsun, bir boşluk olmasına neden olur. Oysa bir açıdan Sunggyu'nun "başka bir ben" demesine rağmen tamamen gerçek, idol imajından sıyrılmış ve yapmak istediği müziği yapmış olan kendisini sunduğunu düşündüğüm Another Me albümünde bu yok. Dinlediğiniz şey Sunggyu'nun sesi değil sadece, aynı zamanda onun tarzı, onun müziği. Böyle bir duruma izin verdiği için Woolim'e teşekkürler, çoğu entertainment şirketi riski göze almazdı.

 Bunca laftan sonra son olarak söylemem gerekirse: Another Me'yi kesinlikle dinleyin. Nell sevenler hoşlanacaktır, Inspritler liderlerine bir kez daha hayran olacaktır. İki gruba da dahil olmayanlar ise... Gerçekten bir şey kaybetmezsiniz :D 
____________________________________________________
 Bu arada "Sololar!! Herkese sololar!!" kampanyasının yeni bir ayağı olarak B2ST'in Yoseob'u da solo çıkarıyor hem de grubun rapperı aynı zamanda söz yazarı ve bestecisi olan Junhyung tarafından yazılmış şarkılarla :D Harika bir haber değil mi? Ahhh, 2012'yi seviyorum (Bu arada beni heyecanlandıran kısım Yoseob'un solo çıkarması değil şarkıların Junhyung'a ait olması XD Yoseob'un solo çıkarması da çok iyi tabi ki, ama ne yapayım şarkı sözü yazan idollere sempatim var! )

 Bir de Daesung'a solo gelse... Ahhh bir de DaeDae'ye solo gelse!!! YG janım beni duyuyor musun? Daesung diyorum, solo diyorum, seni en sevdiğim şirketlikten reddedeceğim haberin olsun diyorum...Kime diyorum?!

16 Kasım 2012 Cuma

Kısa Kısa...

 Bu son 1-2 haftada kpopta o kadar çok comeback/debut vs. oldu ki, hepsi için bir yazı yazmaya kalksam... Hadi ama, hepiniz öyle bir şey yapmayacağımı biliyor olmalısınız XD O sebepten ben de ilgimi çekenlerden kısa kısa bahsettiğim bir yazı yazıp toptan hepsini aradan çıkartayım dedim yıh yıh~ (Bazı sözlüklerde "tembel" kelimesinin yanında Garfield'la beraber benim resmimin de olduğunu düşünmekteyim. )

 Boyfriend Aslında Badboy Olmayan Badboy İmajıyla Geri Döndü: Janus
 Boyfriend... Saçma isimlerle donatılmış kpopun bu konuda en güzide örneklerinden biri. Her neyse konumuz kpop gruplarının isim konusundaki yaratıcılıkları (!) değil zaten. Yaklaşık 1 hafta önce Boyfriend gotik bir imajla ve ilk full-length albümü Janus'la comeback yaparak tekrar hayranlarının karşısına çıktı.

 Klasik kpop "büyüdüyseniz siyahları çekin" formülüne uyarak, önceki cici çocuk hallerini bir kenara bırakıp daha karanlık bir imaj tercih eden Boyfriend'in bu comebackindeki en iyi şey koreografileri benim gözümde. Oldukça zarif ve elegant ve biraz da anlamlı (Janus iki yüzlü bir tanrıça, bir yanı daima gölgelerde, ve backdancerlar canlı performaslarda grubun gölgesi gibi vs. vs. ) bir koreografiye sahip Janus. Şarkıya gelince... Keman ve piyano temelli olan parça pek de fena sayılmaz. Açıkçası ben teaserı izlediğimde "badboy olmuşlar!Yaaaaay!!" demiştim (evet, badboy imajı daima beni cezbediyor...Gurur duymuyorum ama gerçek bu işte...) meğerse kızı üzdükleri için pişmanlarmış. Neden bilmiyorum ama bana fena halde ss501'ı hatırlattı bu arada. Koreografi, şarkı, sahneler... Love Ya titreşimleri hissediyorum MVyi izlerken XD

 Albümün geneline bakarsak... Bazı rock rifleri ile elektro dans ritmlerinin ağırlıklı olduğu bir albüm Janus. Benim dikkatimi çeken trackleri ise şunlar: Oldschool rock-müzikal tadındaki (neden mi müzikal? Üyeler kendi sololarını söylediklerinde ellerini arkalarında bağlayıp zıplayarak ve zikzaklar çizerek sahnede yarı yürüyüp yarı dans ettiklerini hayal edebiliyorum da ondan XD ) Excuse Me, Janus'ta uzun notasına takıldığımda bir Allahın kulu kim olduğunu söyleme zahmetine katlanmadığı için gene kendi imkanlarımla hangi üye olduğunu keşfetmek zorunda kaldığım Hyunseong'un solosu Trippin', romantik hissettiğim ama fazla drama da gelemeyeceğim anlarda dinlemek için aklımın bir köşesine yazdığım Go Back ve son olarak lider Donghyun'un solosu Listen. Bir özelliği yok bu şarkının sadece dinlerken beni gülümsetiyor hepsi bu :D

not: Bu aralar bana ne oldu bilmiyorum ama daha hafif müzikleri tercih eder, albümlerde orta tempolardaki oldschool parçaları favorim ilan eder oldum. Yaşlanıyor muyum ne? Sonbahar etkisi olduğuna inanmayı tercih ederim gerçi XD

FIESTAR "We Don't Stop Music" Diyor...
 ...Ama en azından müzikal karmaşalarına bir son vermeliler.

 Kpopta en sevdiğim şeylerden biri nedir, biliyor musunuz? Hayır, bebek yüzlerle onlarla taban tabana zıt karın kaslarının aynı bünyede birleşmeleri değil. Cık cık cık, sevgili okuyucu böyle düşünceleri hiç yakıştıramadım sana... Öhöm öhöm... Ne diyordum? Kpopta en sevdiğim şeylerden biri dışarıdan ne kadar hepsi aynı zırıltıymış gibi görünse de aslında birçok müzik türünden beslenen ender pop müzik türlerinden birisi olması. İyi bir kpop albümünde rock rifleri de duyabilirsiniz caz melodileri de; klasik müzik de vardır içinde 80ler disko da, oldschool hiphop da modern ritmler de, geleneksel göndermeler de, dubstep ve elektro da... Bu kadar çeşitli müziği bir arada barındırabilmesi gerçekten kpopun en çekici yanlarından biri ama bazen abartıp saçmalayabiliyorlar. Tıpkı dün rastladığım FIESTAR'ın "We Don't Stop" şarkısında olduğu gibi...

 Bu şarkıda ne ararsan var; 4 dakika içinde müzik aleminde tamamen alakasız bir tur attırıyor dinleyene resmen. Pop, rock, hiphop, ballad, elektro... Tek söyleyebileceğim şu: Bu şarkıyı hangi kafayla yaptınız yahu?!

Roh Ji Hoon "The Next Big Thing" mi? Eh, Belki Bir Sonraki Sefere...
 Cube Entertainment'ın yeni solo sanatçısı Roh Ji Hoon da bu ara piyasaya dalış yapanlardan, hem de gayet iddialı bir sloganla: "The Next Big Thing".  Tanıtım teaserındanı gördükten ve çapkın imajı yüzünden benden merak içeren bir "hmmm" kazanmıştı kendisi(Söyledim ya, badboy imajına kapılıveriyorum ben!). Ama MVsini izledikten sonra o kadar iddialı olması için uzuuun bir yolu olduğunu fark etmiş oldum.
 Öncelikle kpopta solo olarak başarı elde edip bir yerlere gelmek gerçekten zor. Yani bir düşününce kpop kapsamında solo olarak zirveye gelmiş kaç erkek idol var ki? Rain, Se7en...Başka hatırlayamıyorum bile şu anda. Bu yüzden bu alan bir açıdan doldurulması gereken büyük bir boşluk gibi görünürken bir açıdan da kpop grup odaklı olduğu için pek de ihtiyaç yokmuş imajı da yaratıyor. Bakalım R&B ve pop arasında dolanan albümü ve fena sayılmayacak sesi, idol standartlarına gayet uygun görüntüsüyle (ve badboy imajıyla) Roh Ji Hoon nerelere gelecek?

Bir Solo Debut Daha... Natthew

"Çekik gözlüyseniz kabulümüzsünüz" ilkesine bazen pek bağlı olan kpop bu hafta da Tayland asıllı Natthew'nun debutuna sahne oldu.

 Piyasada Çin ve Tayland asıllı idoller var ve bazıları gerçekten popüler (2PM'in Nickhun'u veee... Başka gerçekten ama gerçekten popüler olan yok sanırım. Amber, Fei falan var tabi ki ama onlar çok da ortalığı yıkıp geçiriyor sayılmaz Kore'de. Son dönemde EXO-M elemanları belki...). Ama Natthew hemşerisi Nickhun kadar tutar mı? Çıkış şarkısı She's Bad ve MVsi bana hayır dedirtiyor ama kpop fanları bazen beni fena halde şaşırtıyor, o yüzden bilemiyorum.

 Ki zaten Natthew'nun bu kadar ilgimi çekmesinin sebebi kendisi değil, çıkış şarkısına BEAST'in rapperı Junhyung'un eşlik ediyor oluşu. Junhyung daha kaç farklı kişinin şarkısında karşıma çıkmayı planlıyor bilmiyorum ama bu müzik prodüktörlüğü işine kendini fazlasıyla kaptırdığı bir gerçek :D

Bir de Yeni Bir Kız Grubu... The SeeYa
 Piyasa coştu derken gerçekten şaka yapmıyordum... İşte size CCM çıkışlı bir kız grubu daha: The See Ya! (saçma kpop grup isimleri vol. 283 )
 Genel olarak CCM kız grupları konusunda fena değildir en azından şarkı söyleyebilen birileri oluyor daima gruplarında. Bu açıdan The See Ya da istisna değil. Çıkış şarkıları olan Be With You hızlı bir ritmiyle hüzünlü hikayesi ve vokalleri çelişse de çok kötü bir şarkı sayılmaz yani. Üstelik Zico'nun kardeşi, Co-Ed'in subuniti olan SPEED'in lideri Taewoon da şarkıya rapiyle eşlik ediyor (evet, itiraf ediyorum şarkıyı onun için dinledim...Zico'nun kardeşinin sesini merak ediyordum ve Co-Ed dinleyeli üç asır falan oldu da yıh yıh~ ) ve şarkıyı daha da dinlenesi yapıyor. U go boy!!

 not: Bu arada Co-Ed'in SPEED ve 5Dolls olara parçalanmış olmasından hoşlanmıyorum. Kpoputa gördüğüm ilk karışık gruptu onlar ve Too Late şarkısını seviyordum ben... CCM... Hainsin...

C-Clown da Comeback Yaptı...
 Gelin gelin... Hepiniz aynı anda gelin ki hanginizi dinleyeceğimizi şaşırıp bilgisayar başında saatler harcayalım sonra da hiçbirinize gereken önemi vermeden unutup gidelim... Siz kaşınıyorsunuz, haberiniz olsun :P

 Evet ne diyordum? Müziklerinden ziyade Avusturalya'da büyümüş olan liderlerinin önce ismi (çocuğun sahne adı Rome millet...Rome yani...) sonra kibarlığı ve İngilizce verdiği röportajla ilgimi çeken (İngilizce konuşan Koreli idoller haawwwt!! :P ) C-Clown da bu hafta comeback yapan idol gruplardan... Açıkçası bundan önce sadece Solo isimli şarkılarını dinlemiş ve haklarında da fazla bilgi sahibi olmayan biri olarak yeni şarkıları "Far Away...Young Love"ı ve "arkadaşımın aşkısın" teması üzerine kurulu MVsini sevdim ben. Ama lütfen birisi bana hikayenin başrolündeki Kangjun'un esas kızla telefonda konuştuktan sonra arabasıyla gitmek yerine koşmaya başladığını ve sonra o arabanın yolun ortasına nereden çıkıp düştüğünü açıklasın! Hikayenin ilerleyişi gayet güzeldi neden o aksiyonu yaratmak zorundaydınız ki? Bazen çok tuhaf olabiliyorsunuz kpop MV yönetmenleri...

 not: Albümlerine ise sadece biraz önce indirdim ve bu yazıdan sonra dinleyeceğim yani diğer şarkılar nasıl bir fikrim yok... Önerisi olan ya da grup hakkında daha fazlasını bilen varsa lütfen yorum yazsın, C-Clown konusunda gayet cahilim çünkü XD

Spica Yeni Albümü İçin Teaser Yayınladı...
 Biliyorsunuz, bu sene en beğendiğim kız rookie grubu Spica ve ikinci mini albümleriyle geri dönüyorlar. Yani... Yaaaaaaay!!

 Ama teaserı ilk izlediğimde fena halde "Sistar-Alone" gördüm tıpkı sizin de fark edeceğiniz gibi. Gene de şarkıların benzeyeceğini düşünmüyorum ve sonuçta teaser ile MV çok farklı olabiliyor çoğu zaman. Yani bu yüzden... SPICA Fighting!!

"Başka Bir" Sunggyu İçin Geri Sayımdayım...
 Ve geldik bu hafta sonunu (teşekkürler saat farkı) heyecanla beklememe neden olan olaya: Infinite'in lideri Sunggyu solo çıkış yapıyor!
 Uzun zamandır solo çıkış yapmak gibi bir hayali olduğunu bildiğimiz Sunggyu sonunda şirketi Woolim Entertainment'ı artık zamanının geldiğine ikna etmiş olacak ki, kendisinin farklı bir yanını sunmak istediği isminden bile belli olan "Another Me" albümünü 19 Kasım'da piyasaya sürecek. Albümden önce tanıtım amacıyla yayınlanan Shine şarkısı ile soft rock semalarında dolanacağının sinyallerini veren Sunggyu bu şarkı sayesinde idollerinden Nell'in solisti ve bestecisi Kim Yong Hwan'la da çalışma imkanı bulmuş oldu. Onun adına gerçekten seviniyorum. Aslında kendi adıma daha da çok seviniyorum, uzun bir süre en takık olduğu Infinite şarkısı Sunggyu'nun solosu Because olan ve Sunggyu'nun sesini çok seven biri olarak albümü en az sahibinin görünmez gözlerini sevdiğim kadar seveceğimi düşünüyorum~hehehe

not: Bu arada Infinite-H'ın ne zaman debut yapacağını bilen var mı? Gelecek senenin başında diye biliyorum ama... O kadar bekletmeseler keşke Without You'nun stüdyo versiyonuna ve MVsine ihtiyacım var benim!
____________________________________________________________________
 Aslında daha tonlarca şey oldu, Dal Shabet geri döndü ve sanırım ödül aldı, Led Apple bugün yeni MVsini yayınladı, Park Jung Min geri döndü ve hayranlarına skandal sözü verdi (inanın bu kısmı ben de anlamadım allkpop öyle diyor) A-JAX da 2MYX MVsini yayınladı... Ama zaten 9 olaydan bahsetmişim, üstelik başlık da "Kısa kısa..." artık kimi kandırmaya çalışıyorsam... Yani bugünlük benden bu kadar! XD