K-indie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
K-indie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mart 2014 Çarşamba

K-Indie: WHOWho, Saram12Saram ve Kore Müzik Ödülleri

 Merhabalar merhabalar... Ne var ne yok bakalım?

 Son 2NE1 yazımı okuyanlar görmüştür: Orada bir sonraki yazımın k-indie üzerine olacağını belirtmiştim. O yüzden birden bastıran grip sebebiyle dışarıya çıkmak yerine bir kutu peçete ve bilgisayarımla yatağa gömüldüğüm şu yağmurlu günde ne zamandır aklımda olan bu yazıyı aradan çıkarayım dedim. Hem belki aklımda dolananlardan birisi azalırsa baş ağrım da azalır.

 Hasta olmaktan nefret ediyorum.

 Bugün size iki gruptan bahsedeceğim. İkisi de çok uzun zamandır dinlediğim gruplardan değil ama gene ikisi de k-indie sahnesinde yavaş yavaş kendine yer edinip yükselenlerden. Bakalım siz de beğenecek misiniz?

6 Ocak 2014 Pazartesi

Hongdae'den Biraz Elektro: Glen Check


 Değerli okuyucum... Sanırım aşık oldum.

 Tamam, tamam sadece abartıyorum... Gene. Ama bu son haftalarda sanki dünya üzerinde sadece ben dinliyormuşum gibi davranmak istediğim Glen Check'e fena sardığım bir gerçek (Ki aslında ben varlıklarını ancak idrak edebilmiş olsam da indie sahnesinin yükselen yıldızlarından sayılıyorlarmış, özellikle son albümleri ile. Hep güzel şeyleri sonra fark edeyim zaten...). Eh biraz da "yazdığım dinlediğimdir" kafasında olduğumdan... Sizler de tanıyın, dinleyin, sevin diye Glen Check hakkında ufak tefek bir şeyler karalamaya kadar verdim.

 Glen Check temel olarak gitarist/vokal Kim June One ve bass ve synthesizerdan sorumlu (sintisayzahcı asgfahsgfah) Kang Hyuk Jun olmak üzere iki üyeden oluşan bir synthrock-dance-electro-pop indie grubu. Aslında bir de bateristleri var ama grup yaratım ve ilk kayıt aşamasında hala ikili olarak çalışıyor, bu yüzden camiada duo olarak kabul ediliyor. Ve ayrıca evet, müziklerini tek kelimeyle tanımlamak, kendilerini tek genreye sığdırmak imkansız. Gene de genel olarak kendilerinin de söylediği gibi 80lerin elektro/funk/disco akımlarınlarından etkilendikleri yadsınamaz bir gerçek.

 Grup 2011 yılında ilk mini albümleri Disco Elevator'ı çıkararak indie sahnesine dalıyor. Ardından baterist Ryu Jeon Yeol gruba katılıyor ve 2012'de ilk stüdyo albümü geliyor: Haute Couture. 2012 yılının ilerleyen zamanlarında ise Cliche'yi çıkarıp diskografilerine bir albüm daha ekliyorlar. Ve son olarak 2013'te ikinci stüdyo albümleri olan Youth!'u çıkardılar ki kendisi 2013 k-indie sahnesinin en iyi albümlerinden birisi olarak kabul ediliyor. Her ne kadar ben Haute Couture ya da Cliche'yi albüm olarak daha çok beğeniyor olsam da...

 Bu kısa diskografiden sonra gene müziğe dönersek... Öncelikle bilmeniz gereken şu sanırım: Glen Check Koreli bir grup olsa da Korece söylemiyor. Eğer bir k-indie sayfasında rastlamamış olsaydım ve müzik videoları ya da performanslarına bakmadan sadece bir iki şarkılarını dinleseydim kendilerini pekala bir İngiliz deneysel synthpop/rock grubu zannedebilirdim. Her ne kadar grup geleneksel Kore müziğinden de etkilendiğini söylese de ben bunu pek yakalayamıyorum dinlerken. Çünkü sözlerinin genel olarak İngilizce olmasının yanında (Haute Couture albümünde Fransızca olan Au Revoir diye bir şarkı da var) müzik tarzları da Kore'ye ait bir şeyler taşımıyor izlenimi bırakıyor kulakta, aksine fazlasıyla Batıya özgü. Zaten genel olarak sözleri pek önemsedikleri de yok. Mesela Racket isimli şarkılarındaki "eeh-ah-eh-ah" kısmı baterist Ryu Jeon Yeol'ün sarhoşken zırvalaması sonucu ortaya çıkan bir mantra. Glen Check vokale sadece başka bir enstrüman gibi davranıyor ve genelde parçalarında geri plana oturtuyor. Anlatmak istediklerini anlatan müzik, vokalin söylediği sözler değil. Ki müzikle konuşma olayı özellikle Kore'den genel olarak pop genresi dinleyen bizlerin uzak olduğu bir anlayış olduğundan Glen Check'in kulağım için yarattığı bu taze anlayış beni kişisel olarak memnun ediyor.

 İkinci olarak Glen Check'in müziği kendi kuralları içinde bir evrim içinde. Her albüm kendine ait bir tada sahip, hepsinde yeni bir şeyler denemekten çekinmeme ama yeni bir şeyler uğruna yavaş yavaş oturan bir müzikal kimlikten de vazgeçmeme durumu var. Mesela ilk albüm Disco Elevator sythe bulanmış indierock albümü. Bu albüme ait olan Dressing Room ya da Disco Elevator gibi parçalarını dinlediğinizde rockın yoğunluğunu rahatlıkla fark edebilirsiniz. Oysa bunun arkasından gelen albüm Haute Couture'u dinlerken ilk albümde görece daha az olan bir elektro-pop/disco tadı yakalıyorsunuz. Synth ritmleri daha düzensiz, hatta Bataille'de duyabileceğiniz gibi oldukça daldan dala. Bu albümden French Virgin Party, Bataille ve 60's Cardin kişisel favorilerim.

Bunlardan sonra gelen Cliché albümü ise kesinlikle 80ler elektro funk etkisinde. Bence Glen Check'in albüm bazında en olmuş işi bu. Haute Couture'dan sevdiğim şarkılara daha takık olsam da (Blood, Sweat& The Beat hariç, o şarkı genel olarak Glen Check favorilerim arasında) albüm olarak Cliche daha düzenli, daha hiçbirini atlamadan dinlemelik.

 Son albümleri Youth! ise grubun da söylediği gibi çok daha organik bir albüm. Synth bir önceki albüm Cliché ile karşılaştırıldığında daha geri planda ve eskiden kullandıkları ya da artık oldukça yaygın olan ritmler yerine yeni bir şeyler denemişler gene. Aslında albüm iki bölümden oluşuyor: Kısımlardan birisi DJ ikincisi ise Band. Grubun albümdeki işleri bu şekilde ayırmasının sebebi basit: Glen Check her albümünden önce seyahate çıkıyor ve bu aşamada albümü hazırlamaya başlıyor. Mesela Youth! albümü öncesi bir İspanya turu yapmışlar. Eh, seyahat halindeyken de daima bütün müzik aletlerini yanlarında taşıyamayacakları için bazı çalışmalarını bilgisayarlarında oluşturuyorlar. Bu sebeple de Youth! albümünü iki farklı kısma bölmenin eğlenceli olacağına karar veriyorlar: Bilgisayar ortamında yaratılan şarkılar DJ bölümüne, stüdyo enstrüman kayıtları temelli olanlar ise band bölümüne... Bu ayrımı yapabilmek için de albümü iki CD halinde yayınlıyorlar ama neyin ne olduğunu belirtmeden. Bulmak dinleyiciye bırakılmış çünkü Glen Check'in sözlerini alıntılamak gerekirse; "İnsanlar bilinçli olarak bu durumu anlamayabilir ama buna pek de takıldığımız yok. Çünkü birinci kısımdan ikinci kısma olan bu belirsiz geçiş aslında çalışmalarımızın mantığını anlamak için oldukça önemli bir  anahtar ve öylesine bir insanın da fikirlerimizin her ayrıntısını görmesini istemeyiz." -ve sanatçı kibri gene saldırır...-

 Youth! albümünden  Young Generation, Pasific ve Summer Hearts, I've Got This Feeling en sevdiklerim oldu. Hepsi oldukça aydınlık, albümün ismine uyumlu şarkılar. Zaten grubun gençliği, genç olma hissetme duygusunu temiz, saf bir şekilde anlatmak istediği bir albüm olan Youth! bu şarkılarla amacına ulaşıyor bence. Yukarıda da söylediğim gibi Youth! bu senenin en iyi k-indie albümlerinden birisi olarak görülüyor. Benim de bir itirazım yok kendi adıma :D

 Grup bu sene Austin Teksas'taki SXSW festivaline katılacak, aynı zamanda ufak da bir Amerika turu planladıklarını açıkladı. Aynı festivale bizden de Gripin gidiyormuş. Ben mi? Gripin'in karın tokluğuna ve Teksas biletine çalışacak bir ayakçıya ihtiyacı var mı onu merak ediyorum şu anda: Gitar falan taşırım, kahve servislerini yaparım, saat 10dan önce gider içkilerini alırım... ahsgfghafshafh

 Velhasıl Glen Check dinleyin canlarım. Bana önceden elektro açlığımı doyuran k-indie grubu Idiotape'e "hadi bebeyim sen ikinci sıraya" dedirttiler. Ağırlıklı olarak kpop dinliyorsanız başta hoşunuza gitmeyebilir ama geçmişinizde synthi seven bazı İngiliz rock grupları varsa (Muse'a hemen bir selam çakalım buradan), ya da funk ve disco ritmlerini seviyorsanız Glen Check sizi de tavlar bence.

Son olarak Addicted'in Onstage performansını da şuraya bırakıp yazımı bitireyim. Ne düşündüğünüzü belirtin lütfen. Kpop yazılarında çok takmıyorum ama Glen Check beni heyecanlandıran bir grup o yüzden başka insanların ne düşündüğünü fena halde merak ediyorum. Son haftalarda en büyük hobim çevremdekilere Glen Check dinletip dinletip "Nasıl, nasıl, nasıl?" demek mesela.



Bonus: Bir de SHINee'nin Hello'sunun Glen Check remixi için bir tık!! Ben normalde remixlerden çok haz etmem ama bundan hoşlanıyorum. Zaten orijinal şarkıyı çok da sevmem~kkkkkk
Bu da Big Bang severler için gelsin: GTOP (aslında daha çok GD) - Jibe Kajima remixi için tık

Ortalığı son bir kez kolaçan edelim....

Tamam, gittim.

23 Aralık 2013 Pazartesi

K-Rock: Boohwal


 Jaurim yazısında kendisi için "favori iki krock grubumdan biri" demiştim ya... İşte şimdi de geldik ikincisine yani Kore'deki rock müzik sektörünün efsanelerinden birisi olarak kabul edilen Boohwal'a.

18 Aralık 2013 Çarşamba

K-Indie : Taru


 Bu aralar kpop bana uzak, bu yüzden blogdaki müzik yazılarıma da uzak... Ama gene de bir şeyler yazmak istediğimden bugün sizi en sevdiğim indie-pop soloistlerinden biri olan Taru ile tanıştırmanın fena bir fikir olmayacağını düşündüm. Bakalım beğenecek misiniz?

13 Aralık 2013 Cuma

Biraz da K-Rocka Kulak Kabartalım: Jaurim


 Bugünlük kpopa "hadi yavrum git salıncaklarda sallan biraz sen" deyip size uzunca bir süredir en sevdiğim iki k-rock grubundan birisi olan Jaurim'den bahsetmeye karar verdim. "Kpoptan biraz sıkıldım, eskiden de böyle rock mock bir şeyler dinlerdim özledim gibi" diyenler için iyi bir alternatif olacağını düşünüyorum. Yanlış düşünüyorsam da... Yazmaya başladık bir kere asfaghfdadhgfh

16 Mart 2013 Cumartesi

[Öneri] Bir K-Indie Ziyafeti: Mind Paper Project

 Bugünkü yazım bir albüm incelemesi ya da grup tanıtımından ziyade bu aralar benim çok dinlediğim, sizin de bir kulak kabartırsanız bir şey kaybetmeyeceğinizi düşündüğüm ufak bir öneri üzerine olacak: Mint Paper Project ve albümleri.

 Mind Paper Project onlarca indie grup/müzisyenin bir araya gelerek başlattıkları bir proje (Aynı zamanda Kore'deki indie ödüllerinin ismi "Mint Paper", büyük ihtimalle proje de ismini buradan alıyor diyebilirim o yüzden). Şimdiye kadar bu proje kapsamında 4 albüm yayınlandı: Vol.1 Story of Cats and Dogs, Vol.2 Men, Women...and Stories, Vol.3 Life ve son olarak Vol.4 Cafe:Night&Day.

19 Nisan 2012 Perşembe

Melankolik Bir Kaçış: Nell'in Yeni Albümü Slip Away


  Melankoli çekici bir duygudur aslında, yumuşacık bir hüzün, aralıksız çiseleyen bir yağmur... Canın yanar ama acı yoktur, belki de vardır da sen hissetmiyorsundur. Bir şeyler donmuştur, zaman mekan belki de sen... Kalbin atıyormuş ama vuruşlar değil de iç çekişler varmış gibi... Ağlıyormuşsun ama hiç gözyaşı dökülmüyormuş gibi... Aslında artık bütün bu laf salatasının da bir önemi yokmuş gibi...

 İşte bu adı konulamaz tanımlanamaz duyguyu her albümlerinde bir kere daha anlatmaya hayır, anlatmaya değil hissettirmeye çalışan Nell, uzun bir aradan sonra (bir önceki albümleri Seperation Anxiety 2008 yılına yani 4 yıl öncesine ait) 5. albümleri Slip Away ile geri döndü. Kim Jong Wan'ın nasıl bu kadar acı dolu fısıldadığını anlayamadığım "acaba neler yaşadı bu adam?" diye düşünmeme sebep olan sesi gene kulaklarıma doldu; tıpkı uzun zaman önce "Time Spent Trough Memories"i ilk defa dinlediğimde olduğu gibi (ki hala Tokyo ile beraber beni en çok etkileyen Nell şarkılarındandır) beni bir kez daha durup asla cevap bulamayacağım sorular hakkında düşünmeye itti. Acı demişken... Eğer daha önce hiç Nell dinlememişseniz ve hıçkırıklar ile sonu gelmez yırtınmalar bekliyor/istiyorsanız Nell size uygun bir grup değil. Daha önce de söylediğim gibi onlarınkisi yumuşacık bir hüzün, yavaşça yayılan bir acı... Ki en etkileyici olanlar da bunlar değil midir zaten?

 Bu ayın 10unda çıkan albüm 10 adet şarkıdan oluşuyor (rakamlar tesadüf sanırım XD ). İlk şarkının adı ironik bir şekilde "The Ending".  Oldukça güzel bir şarkı olsa da albümü defalarca dinledikten sonra benim favorim "Loosing Control" oldu gibi görünüyor. Şarkı ismini inkar edercesine oldukça hafif, kesinlikle kontrol kaybedildiğinde oluşan o inanılmaz patlama, şiddet eğilimi yok. Ama dinlerken kendinizi yarış öncesi start duruşunu almış bir atlet gibi hissediyorsunuz ya da avına saldırmak üzere olan vahşi bir hayvan gibi. Şarkıdaki dinginlik fırtına öncesi sessizlik resmen. Özellikle o tiktak ritmi insanda patlamaya hazır bir bomba bekleyişi oluşturuyor... Bu şarkı bana da kontrolümü kaybettiriyor sanırım. Bunun yanında o alkış ritmi ile beni yakalayan Standing in The Rain, albümün en gürültülü şarkısı olan Cliff Parade, albüme adını veren Slip Away ve müzik videolarını çektikleri şarkı The Day Before da kesinlikle bir dinlenmesi gerekenlerden...

 The Day Before demişken müzik videosundan bahsetmeden olmaz. John Berger'in "And Our Faces, My Heart, Brief as Photos" (Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğfraflar Kadar Kısa Ömürlü) isimli kitabından etkilenerek oluşturulmuş MV, ki karakterlerden birinin okuduğu kitap da bu. Kitap her şeyin çıkış noktası, anahtarı. (Ve artık okunacaklar listemin de ikinci sırası XD )

İki yakın arkadaş (ya da sevgili bu konudan tam olarak emin değilim ), bir kamera, bir John Berger kitabı, kahvaltı ile akşam yemeğinin birleştiği yani iki farklı zamanda yaşayan iki kişiyi buluşturan bir sofra... Sıradan gibi görünen bir sohbet... Ve tek dikişte içilen bir fincan çay...

 "Shut Up! Flower Boy Band"de oyunculuğunu sevdiğim ve o yüzden hemencecik ölmesine sinir olduğum Lee Min Ki ile Song Jae Rim'in oynadığı MV kesinlikle çok etkileyici. Mutlaka izlenmesi gerekenlerden... O yüzden buyurunuz efendim XD



 Albümü mutlaka tavsiye ediyorum. Dinledikten sonra lütfen bana yorumunuzu gönderin, büyük ihtimalle sonuna kadar en sevdiğim gruplardan biri olarak kalacak Nell hakkında başkalarının ne düşündüğünü merak ediyorum. Grupla ilgili tanıtım yapmamı ya da "Bunu beğendim peki ya diğer albümler nasıl Nymphecim" diye sormak isterseniz onu da söyleyin, çünkü Nell hakkında konuşmaktan kesinlikle zevk aldığım bir grup...



11 Mart 2012 Pazar

Bir Cumartesi Öğleden Sonrasında Ahududu Tarlasında Gezinmek...

 Hep söylerim Türkiye'de sürekli yapmama rağmen Kore'de yaşıyor olsam asla yapmayacağım bir şey var: Hiç tanımadığım kadınları kaçırıp mahzenime kapatarak yeni işkence teknikleri denemek. Bunu Kore'de yapmam, çünkü Koreli kızların sesi inanılmaz derecede tiz, kesip biçerken sinirimi bozarlar büyük ihtimalle. Sadece şaka yapıyorum tabi ki~haha Sadece beni güldüren bir şaka... (Kendime not: Espri yeteneklerin üzerinde çalış azıcık. Ya da en iyisi espri yapma sen...)
 Her neyse, ne diyordum? Yukarıdaki zırvalığı saymazsak Türkiye'de sürekli yapmama rağmen Kore'de olsam asla yapmayacağım bir şey var gerçekte de: Reklamları zaplamak. Normalde reklamlar çıkınca kanal değiştiren ben (her Türk insanının yaptığı gibi), Kore'de reklam araları neden bu kadar kısa diye yakınıyor olabilirdim herhalde. Nedenini hepiniz biliyorsunuz: Kore reklamları harika!! Yaratıcı ve eğlenceliler, danslar ve espriler havada uçuşuyor ve belki de kpopseverler için en önemlisi idolleri oynatıyorlar~haha Ayrıca müzikleri gerçekten çok güzel ki benim bu saçma girizgahı bu kadar uzatmama rağmen gelmek istediğim konu bu. (Kendime 2. not: Kısa kesmeyi öğren artık... )
 Ünlü Kore kozmetik markası Etude House'u biliyorsunuzdur sanırım. İşte bir gün ürünlerine sahip olmak için öldüğüm bu marka son reklam serisinde "Wanna Be Sweet?" sloganıyla SHINee ve Dara'yı oynattı. Öpücük sahneleri Shawolları ağlama krizlerine soksa da konusu ve SHINee ile Dara'nın sempatikliği sebebiyle benim bayıldığım bir reklam serisi oldu kendileri (Hala izlememiş olup merak edenlere bir koşu youtube amcaya gidip "Shinee&Dara Kiss Note" yazmalarını öneriyorum efendim). Daha da önemlisi bu reklamlar sayesinde mükemmel bir şarkı ve grup da keşfetmiş oldum: Raspberry Field (라즈베리필드 : Ahududu Tarlası demek)   ve onun yumuşacık şarkısı Saturday Afternoon. 

   Soy ve Jang Joon Sun'dan oluşan iki kişilik bir indie grubu Raspberry Field. 2008 yılında çıkışını yapmış ve şimdiye kadar "본 적 있나요…? (Hiç Gördün mü?..)  ve "토요일 오후에 (Cumartesi Öğleden Sonrası)" olmak üzere iki albüm çıkarmış. Normalde Soy'unki gibi aşırı hafif kadın seslerini sevmeyen ben neden bilmiyorum, bir şekilde büyüsüne kapıldım bu grubun. İnsanın yüzünde yumuşacık bir gülümseme oluşturuyor müzikleri, uyumadan önce dinleseniz kendinizi sevdiğiniz birinden güven vericici bir iyi geceler öpücüğü almış gibi hissedip huzur içinde rüyalarınızla buluşabilirsiniz sanırım...
 "Kiss Note" reklamında çalan ve benim grubu keşfetmemi sağlayan Saturday Afteroon şarkısı işte bu. Sungeun (Koreli mektup arkadaşım) sağolsun, ricam üzerine sözlerini İngilizceye çevirdi böylece ben de sizler için Türkçe'ye çevirme imkanı buldum. Umarım dinlerken benim kadar zevk alırsınız. Ne düşündüğünüzü benimle de paylaşın lütfen! Biliyorsunuz, meraklı bir insanım ben :D



Türkçe çevirisi

나른한 햇살에 토요일 오후
Yumuşacık gün ışığıyla yıkanan cumartesi öğleden sonrasında
포근한 네품에 누워
Senin sıcacık kollarının arasında uzanıyorum
달콤한 비누향기에 스르르 잠이 드네
Farkına bile varmadan uykuya dalmışım
오 귀여워
Ah, ne kadar tatlı

구겨신은 너의 하얀색 스니커즈
Senin bir kenara atılmış beyaz sneakerların ve
어지러이 놓여있는 나의 플랫슈즈
Benim yollarda perişan olmuş düz ayakkabılarım
나란하게 잔디위에 춤을 추고
Çimlerin üzerinde dans ediyor sanki
You give a perfect reason to sing
Bana şarkı söylemem için mükemmel bir neden veriyorsun

Yeah 속삭여줘 가만히
Kısık bir sesle kulağıma fısıldıyorsun
다가온 너의 키스
Kaçamak bir öpücük konduruyorsun yanağıma
Yeah 바래지 않는 그림
Her şey parlak renklere bürünmüş durumda

시간이 흐르고
Zamanımız sona erdiğinde
설레임 사라지고
Ve romantizm hiçliğe karıştığında
언젠가 두근거림 멈춘대도
Bir gün bu kalp çarpıntıları durduğunda
서로의 이 마음 기억해
Tam şu anda hissettiklerimizi hatırlayacağız

나른한 햇살에
Yumuşacık gün ışığı
매일 마시는 소이라떼
Her gün içtiğimiz soy latte
토요일 오후
Bu cumartesi öğleden sonrasında
오 나는 꿈을 꾸네
Rüyalar alemine dalıyorum
오 귀여워
Ah, ne kadar tatlı

매일같이 무릎나온 그 청바지
Her gün üzerinde olan dizleri yıpranmış kotun
하늘하늘 나풀거리는 내 Blue dress
Benim rüzgarda dalgalanan açık mavi elbisem
우릴 닮은 모든것에 마주 웃고
Sanki bize gülümsüyorlarmış gibi görünüyor
You give a perfect reason to sing
Bana şarkı söylemem için mükemmel bir neden veriyorsun

Yeah 속삭여줘 가만히
Kısık bir sesle kulağıma fısıldıyorsun
다가온 너의 키스
Kaçamak bir öpücük konduruyorsun yanağıma
Yeah 바래지 않는 그림
Her şey parlak renklere bürünmüş durumda

우리의 Saturday afternoon
Bizim cumartesi öğleden sonramız
The reason why I sing Yeah
Şarkı söyleme sebebim bu
The reason why Yeah
Sebebim bu