11 Mart 2017 Cumartesi

Ok Misali Kirpikler, Gün Batımı Rengi Yanaklar ve Hayvan Hakları

 Bu aslında uzun zamandır yazmak istediğim bir yazıydı. Bugüne kısmetmiş.

  Öncelikle başımı göğe çevirip kollarımı açarak "Makyaj malzemelerini seviyoruuuuuuuum!!" diye bağırsam mı ne yapsam?
 Sonra da daha iyi makyaj malzemesi nasıl seçilir ona geçeriz.
 İyi demişken, daha iyi kapatıcılık, muhteşem renkler, bir hafta yüzünde onunla uyusan da çıkmayan kalıcılıktan bahsetmiyorum. Kalbi iyi olandan, yani cruelty-free makyaj ürünlerinden.
 Peki nedir bu cruelty-free? Aslında eminim artık bir çok insanın aşina olduğu bu kelime basitçe zülumsüz demek; yani üretiminin ilk aşamasından son aşamasına kadar hayvanlar üzerinde test edilmemiş olan. Peki bu markaları nasıl tanırız? Temelde PETA onaylı ve Leaping Bunny sertifikalı her marka kesin olarak hayvanlar üzerinde test edilmemiş demek. Yani bir makyaj ürünü üzerinde aşağıdaki üç simgeden birini görüyorsanız ya da buraya tıklayıp arama yaptığınızda "This company is cruelty free! It does NOT test on animals" yazısıyla karşılaşıyorsanız, tebrikler hayvanlara zarar vermeden kendinizi şımartmayı başardınız.

 Ama ne yazık ki bir de belirsiz olan bir kısım var: Yukarıdaki simgelerden birini taşımak ya da PETA'nın "Do Not" listesinde yer almak için şirketin başvurması lazım.Ya da bazı durumlarda PETA açık politikanız yüzünden sizi incelemeye alıp hayvanlar üzerinde test yaptığınızı keşfederek "Yapanlar" listesine adınızı alabilir; L'oreal, Maybelline ya da Benefit gibi markalarda olduğu gibi. Bu yüzden bazı şirketler büyük ihtimalle potansiyel müşterileri de bu konuyu umursamadığından bu tarzda sertifikalar alma işini boşveriyor ve hayvan testlerine dair politikalarını sitelerinin Sıkça Sorulan Sorular kısmında belirtmekle yetiniyor.

 Peki biz buna ne kadar güvenebiliriz?

Başlangıç

Hadi blog yazmaya geri dönelim. Çünkü neden olmasın?

18 Kasım 2016 Cuma

Son.

  Uzun zamandır kpop ya da genel olarak Kore müziği hakkında yazı yazmadım. Ve artık bundan sonra da yazmayacağıma karar vermiş bulunmaktayım.

 Aslında devam ettiği noktaya kadar çok eğlenceliydi. Bu blogda zaman geçirirken bir sürü şey öğrendim, kendimi bir hobi doğrultusunda geliştirdim ve en önemlisi mutlu oldum. Ama sonradan bir yük olmaya başladı, yazamadığım yazılar üzerime ağırlık olarak bindi ve zevkin yarattığı sorumluluk diğerlerinin üzerine eklenince ufak da olsa bir başka zihinsel yorgunluk olarak geri döndü bana.

 Bundan hoşlanmadım.

 Bu yüzden artık bir nokta koyuyorum.

 -Ve içten içe bunun daha yenisine başlamak için olmasını umuyorum.-

 Şimdiye kadar blogumu takip eden, yazdığım zırvalıkları okuma hatta onlara hakkında tartışacak kadar değer verme zahmetine katlanan herkese teşekkür ederim. Açıkçası her yorum, her konuşma, onları bekleme süreci buranın en güzel kısmıydı diyebileceğim kadar değerliydi.

 Büyük ihtimalle bir süre sonra en azından bütün yazıları kaldıracağım (Tam bir bu mesaj siz okuduktan sonra kendini imha edecek anı).

 Tekrar teşekkürler.

 Ve iyi dinlemeler... Artık ne dinliyorsanız.

 (SHINee dinleyin benceahfshgafdshfashfh... Cidden. Hayır, yeni albüme baktınız mı? Tell Me What To Do tam bir R&... Neyse.)







31 Mayıs 2016 Salı

Güney Kore'de Burslu Yüksek Lisans mı? Neden Olmasın?


 Güney Kore, Güney Kore, Güney Kore... En azından bu bloğa yolu düşmüş olanların bir noktada hayallerinin bir köşesine takılmış Sahra Çölü'ndeki vaha, hatta bazıları için vaat edilmiş topraklar... Peki eğitim için  orada olmayı düşünen var mı? Varsa bu yazı onlar için gelsin: Drop the beat boi~

 Ehem.. Burada zannettiğim kadar da ciddi yazamıyorum galiba. Konumuza geri dönersek: Bu sene Güney Kore Hükümeti tarafından verilen yüksek lisans bursu programı ile akademik eğitiminin devamı için Kore'deki bir üniversiteye kabul edilen bir arkadaşım (bu arada tebrikler!!!!) çoğu insan için tam bir kabus olan süreç hakkındaki tecrübelerini böyle bir yoldan gitmek isteyenlerle paylaşmak istediğini söyledi ve yazısını blogumda yayınlayıp yayınlayamayacağını sordu. Ben de kabul ettim, çünkü hem genelde bencil olan akademik ortamda böyle bir şey yapması çok hoş hem de bu blog çok ama çok boş.

 (Tembellik zor zanaat azizim...)

 Yani işte o yazı: Umarım Kore'de eğitim almak isteyenlere amaçları için yardımcı olur.
___________________________________________

2 Mart 2016 Çarşamba

Taemin "Press It" Albümü İncelemesi


 Favori kpop grubum SHINee’nin maknaesi Lee Taemin bir buçuk yıllık bir aradan sonra geri dönmüşken beni de bir düşünce aldı: O zaman neden ben de geri dönmüyorum?

30 Ekim 2015 Cuma

IU CHAT-SHIRE ALBÜMÜ ŞARKI ÇEVİRİLERİ

 Albümü fazlasıyla sevdiğimden ve birileri "Çevirir misin?" diye sorduğundan uzuuuuuunca bir aradan sonra... Şarkı sözü çevirisi. 
 Bloggerlık kariyerim sona ermiş gibi görünse de arada MJ'nin sesini duyan Thiller zombileri gibi davranıyor galiba.
 Umarım birilerinin işine yarar.
 Ve son olarak albümü dinleyin, gerçekten iyi. IU hem kendine hem de jazz/blues havasıyla kpopa nazik bir biçimde seviye atlatmış. Başta öyle gibi hissettirmiyor, hatta bazı bazı basit gelip "amaaan sıradan indie jam işte"  bile dedirtiyor ama gerçekten öyle değil. Sevilesi.

14 Kasım 2014 Cuma

Epik High - Shoebox (Tüm Albüm Çevirileri)


 *Bir yazıyı toparlamaya çalışıp bitiremeyeceğimi anladım ve çıktığından beri Shoebox albümünü dinlemeden de duramadığımdan "bunu yapayım da bir işe yaramış gibi hissedeyim bari" dedim. Ciddi manada geç olsa da yapmadan da bırakmak istemedim galiba. çünkü albümdeki her şarkı gerçekten anlamlı geliyor bana. Sonuçta God-Blo :D
 Çevirileri ise Tablo'nun albüme koymak amacıyla hazırladığı İngilizce çevirilerini baz alarak yaptım.
 Son olarak turuncu kısımlar benim açıklamalarım. Özellikle Burj Khalifa ve Born Hater'ın buna ihtiyacı var gibi geldi bu sebeple ufak tefek notlar ekledim oraya buraya :)*